Dumlupınar Denizaltısı
* *
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
28 Kasım 2014, 05:40:16

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Doğum Günleri

Son Mesajlar

Üye
  • Toplam Üye: 2386
  • Son üye: Emir
İstatistikler
  • Toplam İleti: 245695
  • Toplam Konu: 14120
  • Bugün Online: 74
  • En Çok Online: 409
  • (22 Ocak 2014, 16:00:04)
Çevrimiçi Üyeler

Gönderen Konu: Dumlupınar Denizaltısı  (Okunma sayısı 3151 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Özel Kuvvetler

  • Osman Şahin
  • KT-Istanbul
  • Üye
  • *
  • İleti: 875
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 21
  • Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar...
Dumlupınar Denizaltısı
« : 29 Kasım 2011, 20:12:28 »
Yıl 1953... 4 Nisan pazar günü. Gün henüz ağarmamışken, Eceabat ve Nara kıyıları şiddetli bir çarpışmanın gürültüsüyle sarsıldı. Bu sarsıntı güneşle birlikte tüm Türkiye’yi saracak ve çarpışmanın gürültüsünü sessiz hıçkırıklara dönüştürecekti. Naraburnu açıklarında İsveç şilebi Naboland ile çarpışarak Çanakkale Boğazı’nın sularına gömülen Dumlupınar denizaltında hayatlarını kaybeden 81 denizci ise tarihin sayfalarına ve Türk milletinin kalbine şu sözlerle kazınacaktı: “Vatan sağolsun...

Akdeniz'de gerçekleştirilen NATO tatbikatına katılan 1. İnönü ve Dumlupınar denizaltı gemileri, manevraların sona ermesinin ardından Gölcük'e dönmek üzere yola çıktılar. 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece Çanakkale Boğazı'na giriş yapan iki denizaltı gemisi, olacaklardan habersiz eve dönüyordu. Sakin geçen yolculuk saat 02.10 sularında Dumlupınar için son buldu.

SİSLERİN ARDINDAKİ "NABOLAND"

Çanakkale Boğazı her zaman denizciler için zor bir geçiş olmuştu. Özellikle İstanbul yönüne giden deniz taşıtları Naraburnu önünde manevra yaparken büyük dikkat ve özen göstermek zorundadır. O gece Dumlupınar için bir başka şanssızlık da boğazın üstünü kaplayan sis bulutuydu. Dumlupınar Naraburnu açıklarına yaklaşırken geminin güvertesinde Süvari Kıdemli Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hüseyin Yumuk, Astsubay Hüseyin Akış ve Astsubay Hüseyin İnkaya bulunuyordu. Çanakkale Boğazı'nın sularında sessiz sedasız ilerleyen tek gemi Dumlupınar değildi. İstanbul yönünden gelmekte olan İsveç Bandıralı şilep "Naboland" da aynı dakikalarda Naraburnu açıklarına gelmişti. Kaptanlığını Oscar Lorentzon'un yaptığı Naboland ile Dumlupınar, birkaç dakika sonra korkunç bir gürültüyle çarpışacak ve bu çarpışma Eceabat sahilinde dahi duyulacaktı.

VE O AN...

Astsubay Hüseyin İnkaya nöbetçi olmamasına rağmen vardiya dışı görevine devam etmekteydi. Nara önlerine gelinirken rotada dikkatini çeken değişiklik üzerine köprü üstüne çıktı. İşte tam bu sırada güvertede bulunan kimsenin ne olduğunu anlayamadığı bir gürültü koptu ve denizciler suya yuvarlandı. Çarpışma sırasında güvertede bulunan 8 denizcden sadece 5'i gözlerini denizde açacak kadar şanslıydı. Bu 5 subay ve astsubayın dışında 2 er pervaneye takılarak, 1 astsubay ise boğularak hayatlarını kaybetti. Naboland, Dumlupınar'a baş torpido dairesinin sancak tarafından bindrmişti. Çarpışmanın gürültüsü Eceabat Limanı'nda demirlemiş olan gemiler tarafından duyuldu. Böylesi şiddetli bir darbe alan Dumlupınar, süratle baş tarafından batmaya başladı. Darbenin şiddetine dayanamayan Dumlupınar, birkaç saniye içinde Çanakkale Boğazı'nın karanlık ve puslu sularına gömüldü. Fakat denizaltı ve hayatta kalan mürettebatının yaşayacakları henüz bitmemişti. Hızla sulara gömülen Dumlupınar'ın santral dairesinde çarpışma sonucu şiddetli bir patlama meydana geldi. Denizaltı'nın tüm elektriği kesilmişti. Gemilerinin baş taraftan itibaren su aldığını gören denizciler hızla kıç torpido dairesine doğru harekete geçti. Kıç torpidoya varana kadar da arkadaşlarının birçoğunu kaybettiler. Dumlupınar batmaya devam ederken 22 denizci de kıç torpido dairesine ulaşmayı başarmış, burada kendine yer bulamayan arkadaşları hayatlarını kaybetmişti. Dumlupınar ilk şehitlerini böylelikle vermiş oldu...

GÜMRÜK MOTORU OLAY YERİNDE

Aynı gece Eceabat Limanı'nda demirli halde bulunan ağır kapı Motoru'ndaki personel, telaş içinde motora gelen bir kişi tarafından uyandırıldı. Bu kişi, Nara açıklarında bir çarpışmanın olduğunu söyleyerek, motorun kaza mahaline gitmesini istedi. Derhal yola koyulan ağır kapı motoru, kaza yerine vardığında deniz "panayır yeri gibiydi". Naboland, tahlisiye sandallarını indirmiş, fosforlu can yeleklerini denize bırakmış ve birçok uyarı fişeği fırlatmıştı. ağır kapı motoru mürettebatı, deniz üzerinde dolaşırken tahlisiye sandallarına çıkmış ve can yeleklerine sarılmış Dumlupınar mürettebatını görerek motora aldı. Bu denizciler hızla Çanakkale'ye götürülerek hastaneye yatırıldı. Fakat hala denizin dibinde 81 kişi vardı ve onların yaşayıp yaşamadıkları bilinmiyordu. Artık onların yaşamasını ummaktan ve denizaltı kurtarma gemisi Kurtaran'ı çağırmaktan başka çare yoktu.

"DENİZ KUVVETLERİNE BAĞLI DUMLUPINAR DENİZALTISI BURADA BATTI"

Naraburnu'nda gün ağarmıştı. Havanın aydınlanması sayesinde civarda dolaşan balıkçı tekneleri Dumlupınar'ın batarken su yüzüne fırlattığı muhabere şamandırasını gördü. Beklenen haber gelmişti. Haberi alan ağır kapı motoru derhal şamandıranın bulunduğu yere gitti. ağır kapı motorunun ikinci çarkçısı Selim Yoludüz şamandıraya uzandı ve üzerindeki yazıyı okudu: Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar Denizaltısı burada battı. Kapağı açın ve denizaltıyla irtibat kurun. Kapağı açtı, şamandıranın içindeki ahizeyi kaldırdı ve ümitle "Alo" dedi...

"VATAN SAĞOLSUN..."

Sesine karşılık bekleyen ağır kapı muhafızının yüreğine, karşı taraftan gelen cevap su serpti: "Buyrun, ben Astsubay Selami" Beklediği karşılığı alan Selim Yoludüz astsubay Selami'ye ne durumda olduklarını sordu. Aldığı cevap Dumlupınar'da yaşanan trajediyi açıklar nitelikteydi. Astsubay Selami geminin 15 derece sancak yönünde yatık olduğunu, elektriğin kesik olduğunu ve kendilerinin kıç torpido dairesinde 22 kişi olduklarını söyledi. ağır kapı motorunun çarkçısı Selim Yoludüz, mürettebata Çanakkale Boğazı'nın Nara Burnu'nda olduklarını ve gemilerinin tahminen 90 derece derinlikte yatmakta olduğunu söyleyerek, "Endişelenmeyin. Kurtaran yolda. Sizi oradan çıkaracağız" dedi. Vatan görevi için denizaltıda bulunduklarını söyleyen Astsubay Selami'nin cevabı ise Çarkçı Selim Yoludüz'ün kulağına ve kalbine işledi: Ailelerimize selam söylüyoruz. Bizi kurtaracağınızdan eminiz. Vatan sağolsun...

Bu, astsubay Selami'nin boğazın yüzeyindekilerle yaptığı ilk konuşma oldu. Saat 11:00 sularında olay mahaline gelen Kurtaran gemisinin çalışmaları sonuçsuz kaldıkça yüzeydekilerin umudu azalıyordu. Bu arada ilk konuşmanın ardından sırasıyla, Çanakkale Deniz Komutanı Albay Zeki Adar, ağır kapı Memuru Selim Yoludüz bir kez daha ve 1. İnönü Denizaltısı ikinci kumandanı Üsteğmen Suat Tezcan Dumlupınar'la görüştü. Aşağıda Astsubay Selami ve arkadaşlarının zamanı azaldıkça, su yüzünde bulunanların moralleri bozuluyordu. Buna rağmen, Astsubay Selami'nin sesinde tereddütten ve endişeden eser yoktu. Bir süre sonra bir konuşma daha yapmak için şamandıranın başına gidildi ve ahize kaldırıldı. Aşağıdan gelen sesler hazin sonun acılı haberni verir gibiydi. Ahizenin diğer ucundan sadece dualar, ezan sesleri ve iniltiler geliyordu. Saat 15:00 sularında ise muhabere şamandırasını tutan telefon kablosu koptu. Bir daha Dumlupınar mürettebatından haber alınamayacaktı...

Astsubay Selami Özben'in "Vatan Sağolsun" sözleri, 84 metre derinlikte yatan Dumlupınar'dan yükselen son ses oldu.

KURTARAN GEMİSİ VE KURTARMA ÇALIŞMALARI

Kazanın ardından olay yerine gelen Amiral Sadık Altıncan, Vali Safaeddin Karanakçı ve diğer yetkililerin gözetiminde kurtarma çalışmaları başladı. Bu arada kaza çok kısa sürede gerçekleştiği için olayın farkına varmayan 1. İnönü Denizaltısı da olay yerine geri dönerek kurtarma çalışmalarında bulundu. Bu gemi dışında denizin üstünde iki muhrip, Kurtaran, motorlar ve Naboland bulunuyordu. Çanakkale Boğazı'nın akıntılı sularında Dumlupınar'ı ve mürettebatı kurtarma çalışmaları aralıksız sürdürüldü, fakat bu çaba mürettebatı kurtarmaya yetmedi. Dalgıçlar birçok defa herşeyi göze alarak Dumlupınar'a ulaşmaya çalışmış, fakat hiçbiri kurtarma çanını denizaltının gövdesine tutturmayı başaramamıştı. Kurtarma işinin tüm gereklerinin yerine getirilmesine rağmen, ne Dumlupınar ne de mürettebatı kurtarılabildi.

Salı günü sabaha karşı ümitler tükendi. Çünkü bir denizaltı, personeline 3 gün yaşama izni vermekteydi. 72 saatten sonra içerdeki hava miktarı denizcilerin yaşamasına zaten izin vermeyecekti. Ve saat 02:15 itibariyle 3 günlük süre dolmuştu. 81 denizciden geriye kalan 22 kişiden artık ümit kesilmişti. Ertesi gün saat 15:00'te Başaran Gemisi üzerinde bir tören düzenlendi ve "Dumlupınar Şehitleri" için denize çelenkler bırakıldı.
Kurtarma Çalışmalarından Fotoğraflar




Son Söz...


Ali Kırca Ah bir ateş ver


Tüm şehitlerimizin ruhu şâd olsun.
Saygılarımla.

Çevrimdışı BB King

  • Moderatör / Yenal Gökcan
  • S.A.T
  • Üye
  • İleti: 6.523
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 34
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #1 : 29 Kasım 2011, 20:24:19 »
Allah rahmet eylesin. mekanları cennet olsun.

Allah Allah illallallah/baş üryan, sine püryan, kılıç al kan/bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran/eyvallah eyvallah/kahrımız kılıcımız düşmana ziyan

Çevrimdışı vigiliante

  • Fatih YILMAZ
  • MOHAWK
  • Üye
  • *
  • İleti: 466
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 35
  • Iskaladığın her atış, vuramadığın düşman demektir.
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #2 : 29 Kasım 2011, 21:47:37 »
"Vatan Sağolsun".. insanın boğazı düğümleniyor..sözler anlamını yitiryor.


Eğer vatanseverlik duygusu yoksa bir insanda, herşey bayağılaşır ve derece derece küçülür.

Çevrimdışı TA2RA

  • Mert Çanakcılarlı
  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 43
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #3 : 29 Kasım 2011, 22:21:21 »
Konu ne zaman Dumlupınar'dan açılsa gözlerim dolar ve yaşlar sel olur.
çaresizlik içinde bekleyenlerin sonlarını anlayarak Astsubay Selami'nin "Vatan sağolsun" demesi ile herşeyin bitişi...
İşim icabı bazı denizaltılarda bulundum. kıç tarafta beyaz bir floresan yanardı. Orası bana kıç kaporta camı gibi gelirdi. kendi kendime birşey olursa burdan kaç derdim. Ama nereye kaçıyorsun... Cam falan yok ki. Basınçlı bir konservenin içindesin.
Sunay Akın'ın da Dumlupınar ile ilgili bir anıyı anlatımı vardır. Bulabilirsem sizinle paylaşmak isterim.
Şehitlerimizin mekanları cennet olsun.
Bu güzel paylaşım için de teşekkürler

Çevrimdışı Özel Kuvvetler

  • Osman Şahin
  • KT-Istanbul
  • Üye
  • *
  • İleti: 875
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 21
  • Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar...
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #4 : 29 Kasım 2011, 22:26:20 »
Ben paylaşayım.
Heybeliada'daki Deniz Okulu'ndan mezun olan İsmail Türe, kendi gibi Gelibolulu olan bir genç kıza kaptırır gönlünü. İki sevgili parmaklarına nişan yüzüğü taksalar da, birbirlerini çok seyrek görmektedirler. İsmail Türe denizaltıda muhabere subayı olarak görevlidir çünkü. Üsteğmenin aklına harika bir fikir gelir; nişanlısına ışıklı mors alfabesini öğretecek,Çanakkale'den geçiş yapacakları geceyi planlı olduğu için önceden bildirecek ve böylelikle haberleşeceklerdir.Boğazı yüzeyden geçmekte olan denizaltının kulesindeki denizciler sigara içmekte, sohbet etmektedirler. Aralarından birinin heyecanlı olduğu herhalinden belli olmaktadır. Gelibolu kıyılarına geldiklerinde, karanlık içindeki evlerden birinden bir el fenerinin yanip söndügü görülür: "Seni seviyorum..." Arkadaşları gülümseyerek İsmail Türe'ye bakarken, genç aşıkelindeki fenerle sevgilisine karşılık vermektedir...Bu olaydan sonra iki sevgilinin aşkı düşmez olur denizaltıcıların dillerinden. Herkes, haberleşmek için kurulan ışık yolunu konuşur.Arkadaşları "Evlen artık su kızla da, buradan her geçişimizde selamlaşmayı bırak artık" diye takılırlar İsmail Türe'ye. Denizaltının üstünün ve altinin bir oldugu yagmurlu günlerde bile, Çanakkale Bogazin'dan geçilirken,elindeki fenerle aşk nöbeti tutan yakışıklı denizci gözünü bir an olsun ayırmaz Gelibolu kıyılarından.Yine bir gün, yirmi yedi yaşındaki üstegmen, Çanakkale'den geçecekleri günve saati, denizaltının uğradığı bir limandan haber verir nişanlısına. EgeDenizi'nden Boğaz'a giriş yapacaklarını, en öndeki denizaltının kulesinde olacağını bildirir. Genç kızın gözüne her zaman olduğu gibi, o gece de uykugirmez. Büyük bir sabırla pencerenin önünde oturmakta ve gözünü hiç kırpmadan denize bakmaktadır. Fenerine yeni pil almış olsa da, arada biryanıp yanmadığını kontrol eder yine de...Birden, dev bir karaltı belirir suyun üstünde. Güneyden gelen bir denizaltı,penceresinin görüs sahasına girmistir. Genç kız pencereyi açar ve gecenin karanlığına uzattığı elleriyle feneri yakıp söndürür."Seni seviyorum..."Kulede bulunan denizaltının komutanı Bahri Kunt isareti görünce gülümser:"Hay Allah, bu kiz denizatlıları şaşırdı. Nişanlısının denizaltısı bizimönümüzdeydi..." Bir anlık tereddütten sonra Birinci İnönü denizaltısının komutanı Bahri Kunt, yanıt gönderilmezse genç kizin telaşlanacagını düşünerek, karşılık verilmesini emreder. Yanindakilerin "Ne diyelimkomutanım?" diye sorması üzerine de şunları söyler:"Ebediyete kadar..."O gece üsteğmen İsmail Türe'nin görev yaptığı Dumlupınar, ÇanakkaleBoğazı’na giriş yapan ilk denizaltı olmustur. Ama, Gelibolu kıyılarınagelmeden Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı "Naboland" adlı gemi tarafından çiğnenmekten kaçamamış ve yaralı bir balina gibi acı dolu sesler çıkararak, Çanakkale'nin karanlık sularında kaybolmuştur. Her şey birkaç dakika içinde gerçekleştiğinden, arkadan gelmekte olan Birinci İnönüdenizaltısı Dumlupınar’a çarpan geminin yanindan habersizce geçerek,Gelibolu'ya ulasan ilk denizalti olur.Genç kız, nisanlısından haber almanın huzuru içinde başını yastığa koyduğunda, genç denizci çoktan dalmıştır "ebediyete kadar" sürecek olan uykusuna!...

Çevrimdışı TA2RA

  • Mert Çanakcılarlı
  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 43
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #5 : 29 Kasım 2011, 22:37:07 »
Çok teşekkürler

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.250
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #6 : 30 Kasım 2011, 00:55:00 »
 ::duyg ::duyg ::duyg ::duyg ::duyg

Sanırım bir süre önce aranızdan bir kaçına benim pederinde Denizaltı astsubayı olduğunu ve batan Dumlupınar mürettebatından olduğunu söylemiştim..

Allahın hikmeti, geminin son seferine seferden hemen önce hastanede yatıyor olması nedeniyle katılamamış ve tüm arkadaşlarını kaybetmiş.. Peder bey bu olayı hayatı boyunca üzerinden atamadı.. Çocukluğumda çok kafayı sıyırtmıştı çok...

Bugün bile hiç konuşmaz..



1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı kamçı13

  • kamçı13
  • Üye
  • İleti: 2.603
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 46
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #7 : 30 Kasım 2011, 07:01:42 »
Alah rahmet eylesin  ::turk ::turk ::turk
237/56.Dönem Eğirdir Dağ ve Komando Okulu
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Rüzgar kayadan sadece toz alır

Çevrimdışı shark

  • AIRBORNE
  • Üye
  • İleti: 1.499
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 37
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Dumlupınar Denizaltısı
« Yanıtla #8 : 30 Kasım 2011, 10:57:43 »
::duyg ::duyg ::duyg ::duyg ::duyg

Sanırım bir süre önce aranızdan bir kaçına benim pederinde Denizaltı astsubayı olduğunu ve batan Dumlupınar mürettebatından olduğunu söylemiştim..

Allahın hikmeti, geminin son seferine seferden hemen önce hastanede yatıyor olması nedeniyle katılamamış ve tüm arkadaşlarını kaybetmiş.. Peder bey bu olayı hayatı boyunca üzerinden atamadı.. Çocukluğumda çok kafayı sıyırtmıştı çok...

Bugün bile hiç konuşmaz..



 :'( :'( Vay canına..... Belgeselini çok defa izledim ve her seferinde nefesimi tutarak, tüylerim diken diken olarak...Hepsini Allah rahmet eylesin..
A rh+ İstanbul
Ömür ELBİR
TB2PVO