Plevne Savunması
* *
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
23 Ekim 2014, 08:40:04

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Doğum Günleri

Son Mesajlar

Üye
  • Toplam Üye: 2283
  • Son üye: Azzars
İstatistikler
  • Toplam İleti: 244505
  • Toplam Konu: 13988
  • Bugün Online: 70
  • En Çok Online: 409
  • (22 Ocak 2014, 16:00:04)
Çevrimiçi Üyeler

Gönderen Konu: Plevne Savunması  (Okunma sayısı 8463 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Plevne Savunması
« : 25 Kasım 2011, 00:28:49 »
Tarihimizin şanlı bir sayfası.. Hepimiz Osman Paşayı biliriz ana Plevne Savunmasını biliyormuyuz?

Bu konuda bulduğum bilgileri sizlerle paylaşmak istedim..

*********************************

PLEVNE DESTANI

*********************************



1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #1 : 25 Kasım 2011, 00:30:59 »
Doksan üç savaşı olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, Tuna boyundaki Plevne'de Gazi Osman Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun, üstün düşman kuvvetleri (Rusya ve Romanya) karşısında gösterdiği kahramanlık örneği olan savaşlara verilen addır.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı başlarken, Rusların savaş tasarılarına göre, sağ kanadı teşkil eden Krodner komutasındaki birlikler, Niğbolu'dan Plevne'ye kadar Vid Suyu hattını işgal ederek Vidin'de bulunan Osman Paşa'ya karşı bir cephe meydana getireceklerdi. Bunun için de önce Niğbolu'nun ele geçirilmesi gerekiyordu. 3 Temmuzda başlayan Niğbolu saldırısında Ruslar başarı kazandılar. Osma ırmağının sol sahilinde mevzilenen üç tabur Osmanlı piyadesi Rus süvarilerinin arasında geçerek Plevne'ye çekilmeyi başardılar. Ruslar Niğbolu'yu ele geçirdikten sonra bu mevzi üzerine yöneldiler. Krodner kumandasındaki General Schildner tümenini Plevne üzerine sevketti. Schildner de Plevne gibi açık bir şehirde zayıf bir muhafız kıtası bulacağı düşüncesinde idi. Halbuki Osman Paşa, Rusların Zimniçe'den Tuna'yı aştıkları haberini aldığından beri, Rus kuvvetleri Doğu ordusu ile birlikte nasıl bir çember içine almayı tasarlarken, Bulgaristan ve Balkan Yarımadası içine açılan yolların kavşağı olan Plevne'nin askeri önemini de tespit etmiş bulunuyordu. Bu sırada serdar-ı ekrem Abdülkerim Nadir Paşa'dan aldığı emir üzerine Niğbolu'ya yardıma yetişmek maksadıyla derhal yola çıkmıştı. Ne var ki geç kalınmış olduğundan ilk hamlede Plevne'yi tutmak gayesiyle ve süratle bu mevziye yöneldi. Plevne savunmasının çeşitli safhaları vardır:



BİRİNCİ PLEVNE SAVAŞI:

Osman Paşa, cebri yürüyüşle Rahova üzerinden Plevne'ye geldi. Osman Paşa, Plevne çevresinde 15.000 savaşçı ile 58 parça top toplamak kudretini de göstermiştir. Bütün birliklerini Vid Suyu'nun sağ sahilini tahkimde kullandı.

8 Temmuzda Ruslar, 12.000 asker ve 70 parça topla Plevne'nin kuzey ve doğu kesimlerinden saldırıya geçtiler. Rus piyadeleri açıktan, uzun kollar halinde hücuma geçiyorlar ve Osmanlı askerinin şiddetli ateşi altında eriyorlardı. Ruslar 3.000 kişi kaybederek çekilmek zorunda kaldılar. Osmanlıların kaybı ise 1.000 kadar şehitten ibaretti. Rusların Osma Çayı'na doğru çekilişlerinde Osman Paşa onları takibe kalkışmadı. Sofya ile Vidin yollarını denetimi altında tutacak tedbirleri alırken, Plevne'nin kuzey ve güney kesimlerini de tahkim ederek iki kanadını Vid Irmağı'nın sağ sahiline dayatarak Plevne'yi müstahkem ve heybetli bir ordugah haline getirdi. İhtiyat kuvvetleri ile levazım ve cephaneyi de buraya taşıttı.



İKİNCİ PLEVNE SAVAŞI:

8 Temmuz yenilgisinden sonra Grandük Nikola, Krodner'i Şakovoski tümeni ve Skobelef süvarileri ile takviye ederek bütün güçleriyle saldırı emrini ermişti. Krodner'in emrinde şimdi 35.000 savaşçı ve 170 parça top vardı. Buna karşılık Osman Paşa'nın 20.000 askeri ve 58 topu bulunuyordu. Savaş 17 Temmuzda başladı. Ruslar yine iki koldan saldırıya geçtiler. Yalnız saldırı kuzeydoğu ve güneydoğu doğrultusunda yapıldığından, cephe daha mahdut sayılabilirdi. Bu savaşta Rus topçusunun sayıca üstün olması, Osmanlı toplarının uzun menzilli oluşları ve piyadenin de toprak tabyalar arkasında gizlenmiş bulunmaları yüzünden bir işe yaramamıştı. Rus piyadelerinin ise boşuna bir gururla kalabalık yığınlar halinde, boy hedefi teşkil etmeleri, Osmanlı topçusunun yıldırım gibi tesir etmesine ve onları orak gibi biçmesine yaramıştı. Bu zor durumda gece, Ruslara yardımcı oldu. 19 Temmuz sabahı Rusların ricatı o kadar intizamsız idi ki ufacık bir takip, kesin bozguna yol açabilirdi. Ancak, Osman Paşa'nın bu savaşta bütün yedeklerini kullanmış olması, kolordusunda süvari birliklerinin bulunmayışı, bu fırsatın kaçırılmasına sebep oldu. Ruslar 7.300 ölü vermişler, buna karşılık Osmanlıların kaybı 2.200 şehit ve yaralı olarak tespit edilmişti.

18 Temmuz zaferinden sonra Osman Paşa, gerek Livaç yoluyla Şıpka'da bulunan Süleyman Paşa ile gerek, Tırnova yoluyla Mehmed Ali Paşa ile birleşmek için harekete geçmesine müsaade edilmesini istediyse de İstanbul'dan gelen kesin emirde Plevne'yi müdafaaya devam etmesi bildiriliyordu. Osman Paşa bunun üzerine tahkimata devam etti. Vidin ve Sofya'daki ihtiyatlarını Vid Irmağı'nın sol sahili üzerinden karargahına getirtti. Ağustos ortalarında emrindeki küçük Osmanlı ordusu 40.000'i bulmuştu. Plevne müstahkem mevkii ise kuzeyde Bukova, doğuda Griviçe, güneydoğuda Radişev, güneybatıda da Krışin olmak üzere başlıca dört bölümden oluşuyordu.

Bu sırada Plevne önündeki Rus-Romen müttefik ordusu 100.000 asker ve 450 parça topa yükselmişti. Bu orduya Romanya prensi Karol şeklen kumanda ediyor, ordunun kurmay başkanlığını Rus generali Zotof yapıyordu.

Müttefiklerden Romenler, Vid ile Iskar arasındaki sol kanada yerleşmeye cesaret edemediler. Böylece düşman kuvvetler Vid Irmağı'nın sağ sahilinde sağlam bir şekilde tutundular. Mevsim ilerlemekte olduğundan genel karargah kuzey, doğu ve güneyde bulunan kolordularını Osmanlı mevzilerine yaklaştırma kararını aldı. Bunu gören Osman Paşa, 19 Ağustosta Plişat üzerinden ilk huruç hareketine girişti ise de fazla kayıp verdiğinden geri dönmek zorunda kaldı. Buna karşılık Skobelef ile İmeretinski 21-22 Ağustosta Livaç mevkiini zabtederek Osman Paşa'nın muvasalasını kestiler. Rus karargahı artık kesin sonuç alma zamanının geldiğine kanaat getirmişti. Bunun için de Çar ile Grandük Nikola karargahlarını batı ordusuna naklettiler. Kesin hücum günü Çar'ın doğum günü olan 31 Ağustos olarak tespit edildi. Ayın 26'sından itibaren Romenler sağda 4. ve 9. kolordular merkezde, Skobelef ve İmeretinski kuvvetleri soldan hücum kollarını harekete geçirdiler.



YEŞİL TEPELER SAVAŞI:

26-29 Ağustos günlerinde Rus topçusu kesif bir bombardımana başladı. Osmanlı topçusu ise buna, idare ederek cevap veriyordu. Osman Paşa toplarını seyyar tabyalar haline getirdiğinden, daha tesirli bir ateş sistemi kurmuştu. Piyadelerini de kendi buluşu olan gömülü toprak siperler ardına gizlediğinden Rus topçu ateşi tesirsiz olduğu halde Rus piyadeleri açıkta bulunduklarından büyük kayıplara uğruyorlardı. Topçu ateşinin gerekli tesiri yaratamaması kesin hücum tarihinin 31 Ağustosa alınmasına sebep oldu. Ayın 31. günü sabahı başlayan hücumda Romenler Griviçe'nin kuzeyinde büyük bir bağımsız istihkamı zapt ettiler ve bunu Rusların desteği ile koruyabildiler. Sol kanatta bulunan Skobelef ile İmeretinski Leontief'in süvari birliklerinin himayesinde Krışin Tepesi'ne doğru saldırıya geçti ve tepedeki iki bağımsız istihkamı daha ele geçirmeyi başardı. Bu sırada Osmanlı müdafaası merkezde bütün saldırıları kırmış, Rusları çekilmeye mecbur etmişti. Böylece serbest kalan Osmanlı ihtiyat kuvvetleri, Skobelef üzerine yöneldiler. Bu durum karşısında Rus generali taarruzu durdurmak zorunda kaldı. O geceyi istihkamlarda geçiren Ruslar, 1 Eylül sabahı çekilmeye başladılar. Bu yenilgi Rus ve Romenler için pek ağır olmuştu. Onların 22.000 kişiyi bulan kayıplara karşılık, Osmanlı yaralı ve şehitleri 4.000 civarında idi. Skobelef ise piyadesinin yarısına yakınını kaybetmişti.

ÜÇÜNCÜ PLEVNE SAVAŞI:

Bu yenilgiden sonra Ruslar müttefikleri Romenlerle birlikte 7 Eylülde tekrar saldırıya geçtiler. 11 Eylüle kadar süren topçu ateşi altında Osmanlı mevzilerine yaklaşan düşman, neticeyi 11 Eylülde almaya kalkıştı. Birbiri ardına yaptığı üç taarruzla Kayalı Dere mevzilerine girmişlerse de verdikleri 20.000 kişiyi bulan ağır zayiat üzerine çekilmek zorunda kaldılar. Bu başarılar üzerine Sultan II. Abdülhamid 21 Eylülde Osman Paşa'yı gazi unvanı ile taltif etti.

DÖRDÜNCÜ DERE (ABLUKA) (13 EYLÜL- 10 ARALIK 1877):

Rus genel kurmayı, Osman Paşa'yı savaş meydanında yenilgiye uğratamayacağı sonucuna varınca, daha tesirli bir tedbir almaya karar verdi. Plevne kuşatması komutanlığına çağırılan Sivastopol müdafii Todleben, Plevne mevziini abluka altına alarak, açlık sonunda teslim olmayı zorlamayı tasarladı. Bu maksatla Rus ve Romenlerin ne kadar ihtiyat kuvvetleri varsa Plevne'de toplandı. Gorko komutasındaki bir ordu Vid Irmağı'nın sol sahiline gönderildi. Bu ordunun görevi Osman Paşa'nın Ekim başına kadar aldığı 30 tabur takviye kıtaatı, erzak ve mühimmat damarı olan Sofya- Vidin yolunu kesmekti. Gerçekten de Gorko, Ekim ortalarında Dubinik ve Teliç'te elde ettiği başarılarla istenen sonuca ulaşmış oldu. Tedleben, bunun üzerine Osman Paşa'nın mukavemetinin kırılmasının artık gün meselesi olduğunu bildirdi. Birkaç gün önce de 7 Ekimde 15 tabur piyade, 2 süvari alayı, 12 top ve 500 arabalık son imdat kuvveti Rus hatlarını yararak Plevne'ye girmişti. 24 Ekimde ise Rus kumandanlığı 6 tümen ve 4 alaydan oluşan 100.000 piyade, 5 süvari tümeni, 609 top ve 35.000 kişilik Romen kolordusu ile 75 km.'lik bir çember meydana getirmiş bulunuyordu. Osman Paşa bu durumda dahi imdat kuvvetlerinin yetişeceği ümidi ile direnme kararında idi. Bu arada Skobelef yeni bir taarruzla Yeşil Tepeleri işgal etti. Ruslar 40.000 savaşçı ve 10.000 de toplama askerle kuşatmada dayanan Osman Paşa'nın zahiresi 22 Kasımda tamamen tükenmiş bir kaç günlük erzak kalmış, hayvan yemi sıkıntısı da baş göstermişti. Cephane ihtiyatları da bitmek üzere idi. Bu günlerde (22 Kasım) Elena Geçidi'nde Çareviç ordusunu Rus Balkan ordusuna bağlayan kolorduyu yakalayıp yenilgiye uğratan Süleyman Paşa'ya Plevne yolu açıldı ise de o, Osman Paşa'yı kurtarmak yerine doğruca ilerleyeceği halde, Rusçuk'a yöneldi ve Ziştoyi civarında feci bir yenilgiye uğradı.

Süleyman Paşa'nın yenilgiye uğradığı haberi gelince, Osman Paşa için yapılacak iki iş kalmıştı. Teslim olmak ya da bir huruç hareketine girişerek son kahramanlığı da göstermek. Osman Paşa ikincisini tercih elti. 30 Kasım gecesi tümen ve alay komutanlarını, kurmay başkanı Mirliva Tahir, Hasan, Adil, Ahmed, Ömer ve Ali paşaları karargahında toplayarak düşüncelerini anlattı. Onların da muvafakatlerini alarak varılan kararı bir mazbata ile tespit ettirdi. Bundan sonra ordusunu iki gruba ayırdı. Birinci ve yarma hareketini yapacak olan vurucu gurubun komutasını üzerine aldı. İkinci grubu ise toplama askerleri yaralı taşıyan arabaları ve Plevne'nin 300 hane kadar olan Türk halkı teşkil ediyordu. Osman Paşa mevcut A.E.G. ve yiyecekleri bütün askerine dağıttıktan sonra Vid Irmağı üzerine öküz arabalarından bir kaç köprü attırdı. 9 Aralıkta ağırlıkları, ihtiyatları ve ikinci grubu köprü başlarına indirdi. O gece ezani saat 2'de yarma hareketine girişti. Saat 10'da Vid Suyu'nu aşarak düşmanın birinci muhasara hattını yardı ve tespit ettiği yerde birlikler içtima ettiler. Bunun üzerine ikinci grup harekete geçti. Ancak bu kafile, yapısı itibarıyla ağır hareket ediyordu. Köprülerin orta yerine geldiklerinde sol kanattan düşmanın topçu ateşi ile karşılaşınca dalgalandı. Osman Paşa, vurucu birliklerine saldırı emri verirken, ikinci grubu da düşmüş olduğu vartadan kurtarmaya çalışıyordu. Birinci grup ikinci düşman hattını da yarıp 1.000 m. kadar ilerlemişti ki, yeni bir kuşatma hattı ile karşılaştı. Burada kanlı bir savaş başladı. Çevredeki Rus ve Romen birlikleri de yardıma koştular. Topçu ateşi altında sürdürülen savaş korkunçtu.

Bu sırada Osman Paşa'nın atı bir şarapnelle devrildi ve kendisi sol bacağından yaralandı. Onun düştüğünü gören askerlerin maneviyatı birden çöktü. Osmanlı saflarında dağılma alametleri görüldüğü gibi Romenler ikinci gruba dahil birlikleri şose üzerinden teslim almaya başladılar. Bu durumda tümen ve alay komutanlarının da müracaatları üzerine Osman Paşa ister istemez teslim olmak üzere karargahına beyaz bayrak çekti. Osman Paşa metbu hükümdarına baş kaldırmış olarak telakki ettiği Romanya prensi Karol'e teslim olmayı reddederek kılıcını Todleben'e verdi. Böylece 32.000 muhariple 80 top Rus ve Romenlerin eline geçmiş oldu. Osmanlı tarihinin en şahametli müdafaa savaşlarından biri de 156. gününde, 10 Aralık 1877 Pazartesi günü sona ermiş oldu.


1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #2 : 25 Kasım 2011, 00:34:10 »
Osman Pasa Plevne mudafaasi...


Sesi açarak dinleyin.. Bir kişiye adanmış tek osmanlı marşı... MUHTEŞEM!! Ne zaman dinlesem gözüm yaşarır  ::turk ::turk ::turk ::turk

PLEVNE MARŞI

Tuna nehri akmam diyor
Etrafımı yıkmam diyor
Şanı büyük Osman Paşa
Plevne'den çıkmam diyor.

Düşman Tuna'yı atladı
Karakolları yokladı
Osman Paşa'nın kolunda
Beşbin top birden patladı.

Kılıcımı vurdum taşa
Taş yarıldı baştan başa
Askerinle binler yaşa.
Namı büyük Osman Paşa.


1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #3 : 25 Kasım 2011, 00:37:02 »


















1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #4 : 25 Kasım 2011, 00:45:13 »
Savaşa katılan Osmanlı ve Rus Askerleri...


Osmanlı Askerleri...








Rus Askerleri...








Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa...





1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #5 : 25 Kasım 2011, 00:58:03 »
Osmanlı ve Rus ordusunu yakından gören gazeteci Rupert Furneaux, iki orduyu kıyaslayarak görüşlerini gazetesine bildirdi: `Türk ve Rus orduları arasındaki en mühim fark, A.E.G. lerındaydı. Türklerin Krupp çeliğinden yapılmış 8 ve 9 santimlik topları, en son si.lahlardı. Hassasiyet, menzil ve hedef bakımlarından, Ruslar `ın tunç toplarından çok üstündü. Küçük çaplı ateşli silahlarda da Türkler çok üstündü. Türk ordusunda 500 bin adet 45 kalibre Martini tüfeği vardı. Amerikan yapısı bu si.lahlar, 1877`nin en üstün tüfekleri idi. BB hızları saniyede 450 metreydi. Rus ordusunda ise iki tip tüfek bulunuyordu: 60 kalibre Krenck tüfekleri ki hızları saniyede 300 metre idi ve 42 kalibre Berdan tüfekleri ki saniyede hızları 480 metre idi. Her iki tüfeğin şarjörleri sık tutukluk yapan markalardı.
Giyim kuşama gelince, her iki ordunun üniformalarında da gösterişten çok rahatlığa ve hareket serbestliğine ehemmiyet verilmişti. Rus askeri mavi pantolon ve ceket, beyaz gömlek, dizlere kadar uzun çizme, kalın kaput, kulakları da örten başlık giyiyordu.

Türk askeri, ipekli gömlek, işlemeli cepken, külot pantolon, tozluk, postal , sarık veya fes giyiyor, beline kalın ve uzun kuşak sarıyor, kuşağında tabanca ve bıçak taşıyordu. Türk askerinin ekserisinde yalnız üstün Amerikan Martini tüfeği değil, tabanca da vardı. Türk süvarisi, kısa Winchester tüfeği, tabanca, kılıç ve kama ile silahlıydı. Türk kuvvetleri arasındaki Çerkes birliklerinin ve Ruslar `ın Kazak süvarilerinin kılıkları, biribirine çok yakındı, iki grup da fişeklerini göğüslerine çaprazlama dizmişlerdi. Çerkesler , uzun ceket, kürk kalpak giyiyorlardı; ceketlerinin kolları, ellerini göstermeyecek kadar uzundu. Kendilerini Kuzey Kafkasya `daki ata yurtlarından kovan Ruslar `a diş biliyorlardı. Çok gözü kara idiler. At üzerinde yıldırım gibi hareket ediyorlardı.

Evet, gazeteci Rupert Furneaux, Türk ve Rus askerlerini böyle karşılaştırmıştı. Ancak o, işin yalnızca maddi tarafını görmüştü. Türk askerini yenilmez kılan manevi cephesini farkedememişti. Osman Paşa ve askerlerinin mutlak zaferiyle biten ilk iki Plevne muharebesinden sonra, Rus Çarı ve İkinci Abdülhamid Han `ın kalpleri, iki zıt duyguyla Plevne için atıyordu.

Her ikisi de, savaşın ve ülkelerinin geleceklerinin, Plevne `de tayin edileceğine inanmıştı. Çar , Plevne `de imparatorluk itibarının sıfıra düştüğünü, her ne pahasına olursa olsun Plevne `nin aşılması gerektiğine inanıyordu.

Abdülhamid Han ise, kararan yüzünü ve gönlünü ışığa boğan, Plevne , Mareşal Osman Paşa için ne yapacağını bilemiyordu. Plevne , Osmanlı `nın 500 yıllık, Türk oğlunun binlerce yıllık şerefini kurtarmıştı.

1857 senesinde Samuel Colt’un döner atım yatağı veya toplu tabanca patentinin sona ermesi üzerine piyasaya sürülen ilk Smith & Wesson tabancalarında, Flobert fişeği biraz uzatılmış ve içine bir miktar barut konulmuş olarak .22 inch çapında kullanıldı. Bu fişeğin Benjamin Tyler Henry tarafından geliştirilen ve .44 inch çapında olanı (Şekil-38) ise 1860 yılında piyasaya sürülen Henry tüfeklerinde (levye mekanizmalı Winchester tüfeklerinin atası) kullanıldı.

Bu fişeklerde hem tabla hem kapsül cidarı vazifesini gören kısmın herhangi bir yerine ateşleme iğnesinin vurması yeterli idi (1866 model Winchester tüfeklerinde, bilhassa askeri şartnamelere uygun istikrarlı ateşleme için kovan dibine iki yandan birden vuran çatal uçlu bir ateşleme iğnesi kullanılmıştı. Bu tüfeklerden büyük bir miktarı 1877 yılında Osmanlı Ordusu tarafından satın alındı ve Osmanlı-Rus Savaşında Plevne’de dahi kullanıldı. Hatta bazı yabancı gözlemciler Plevne’nin uzun süre dayanabilmesinin bu silâhlara bağlı olduğunu kaydettiler.

Belgelere göre, Plevne’de Osmanlı Ordusu için yine Amerika’dan (Providence Tool Company, Rhode Island) alınmış olan uzun menzilli, merkezi ateşlemeli .45 inç çapında güçlü bir fişek atan tek atışlı Peabody Martini tüfekleri de mevcuttu. Osman Paşa, mevzilerdeki askerlerine hem Martini (türkülerdeki “Aynalı Martin” sözünün menşei) hem de Winchester tüfekleri dağıtmıştı.

Bazı yabancı askeri gözlemcilerin yazdıklarına göre Ruslar hücuma geçtiğinde, daha 1500 metre mesafeden “Martini”lerle ateşe başlayan Plevne müdafileri düşman 150-200 metre mesafeye geldiğinde tüfek değiştiriyor ve 17 fişek alan “Winchester”lerle seri ateşe başlıyorlardı. O sıralarda mali sıkıntı içinde olan Winchester şirketi bu siparişle kurtuldu. (Aynı senelerde Smith & Wesson tarafından Rus Süvarisi için imal edilen .44 inch çapında merkezi ateşlemeli, kırma, toplu tabancaların bir kısmı da Osmanlı Ordusu tarafından satın alınmıştı. Bunların bazıları ise çevre vuruşlu .44 Henry fişeğini atabilecek şekilde tadil edilerek kullanılmıştı.

Savaşta Kullanılan Tüfekler...

(Osmanlı)











Avustralyalı tabip binbaşı Charles Ryan `ın yazdıkları inanılmazdı:

`Yürüyüşün korkunçluğu üzerine fazla şey söylemek istemem, ancak şu misali vermek yeter. En önde giden alay 1.700 kişi olarak yürüyüşe başlamıştı, Plevne `ye varıldığı zaman 1.300 kişi kalmıştı. 400 kişi Plevne yolunda dökülüp kalmış, arkadan gelen ana kuvvetin arabaları tarafından yollardan toplanmıştı. Osman Paşa `nın tek gayesi vardı ve buna ulaşmak için yapmayacağı şey yoktu. Gayesi, bir an önce, Ruslar ele geçirmeden, Plevne `ye erişmekti... O akşam İsker deresini atladık. Su, askerin omuzlarına kadar yükseliyordu. Asker, tüfekli ellerini havaya kaldırarak dereyi geçti. Tüfekler her şeyden önemliydi.

Ben, önde giden alayda idim. En büyük ıstırabı çeken birlikte... Ah bu Vidin -Plevne yürüyüşü!... Vidin `den çıktığımızın 6. günü idi ve 120 mil yol yürümüştük . Bunun son 70 milini 3 gece 2 gün içinde adeta hiç durmadan yürümüştük. Askeri tarihin kaydettiği en büyük cebri yürüyüştü. Bu yürüyüşte asker, günde yalnızca iki peksimet yemişti ve su, çok azdı. Her erin sırtında bir tüfek, 70 fişek ve tam teçhizat vardı. Teçhizatını, yürüyüşte kolaylık sağlamak için bırakmanın cezası, kurşuna dizilmekti. Osman Paşa `nın emri bu idi. 6. günün sonu ve askerin hepsi hala güleryüzlü idi. Türk askerini anlamak ne kadar zor. Hiç birinden, kendilerini altı gün nefes aldırmadan yürüten komutanları hakkında en ufak bir şikayet duymadım. Temmuzun 18. gününün öğle vakti Vid deresi üzerindeki köprüden geçmeye başladık. Çok sevinçliydik. Yıllardır görmediğimiz anne-babamıza, yakınlarımıza kavuşmuş gibiydik. Nihayet, 3 mil uzakta Plevne `nin narin minareleri görü-nüyordu. Kimsede tek adım atacak takat kalmamıştı. Köprüyü geçen, yerlere seriliyordu. Bir müddet dinlendik. Plevne `de 3 taburluk bir piyade alayı ile sair birlikler bizi bekliyordu. Plevne kumandanı Atıf Paşa, emri altında bulunduğu Osman Paşa `nın ilk alayının şehre girişini, heyecanla bekliyordu. İlk alay girince müsterih oldu. Artık Ruslar `ın taarruzla Plevne `yi düşürmesi zorlaşmış ve büyük kuvvetlere ihtiyaç gösterir hale gelmişti. 18 Temmuz günü saat altıda, Plevne `ye girdim. Böyle güzellikte bir kasabayı rüyamda görseydim inanmazdım. Ama gerçekti, rüya değildi, sanki Cennetten bir köşeydi. Nazlı nazlı akan Tuna `ya bakan bir yamaca kurulmuş güzeller güzeli bir gelin gibiydi. Bütün evler bahçe içindeydi. Sarmaşıklar, içinde renk renk çiçekler bütün harem duvarlarına, ikişer katlı cumbalı evlere ve köprülere sarılmıştı. Ben yüksek harem duvarlarından göremedim, Osman Paşa , söyledi, her evin mutlaka bahçesi, bahçe içinde de mutlaka bir havuzu varmış.
Plevne `ye geldiğimiz gibi doğru bir hana inip, hanın hamamında Türk usülü hamam yaptım, iyice bir keselendim.

Osman Paşa , Plevne `nin askeri birlikler hariç 17 bin nüfuslu küçük bir şe-hir olduğunu söyledi.. 8 cami ve 2 Ortodoks kilisesi varmış, Türk imparatorlu-ğunda bir kaza merkeziymiş. Bu küçük mevkiin adını, şimdiye kadar kimse işitmemişti. Alman Mareşal Von Moltke `nin Türk imparatorluğu-nun savunma durumunu inceliyen kitabında bile Türk kaleleri arasında adı geçmez. Zira gerçekte Plevne `de kale yoktur . Top-rak tabyalar vardır. Bugün Plevne adını kimse bilmez. Ama inancım o ki, yakın zamanda Plevne adını bütün dünyada okul çocukları bile bilecek.


1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #6 : 25 Kasım 2011, 01:03:36 »
Martini-Henry Mk I–IV
 

Type   Service rifle
Place of origin    United Kingdom
Service history  In service   1871–1888
Production history  Designer   RSAF Enfield
Designed   1870
Manufacturer   Various
Produced   1871–c.1891
Number built   approx. 500,000–1,000,000
Variants   Martini-Henry Carbine

Specifications
Weight   8 pounds 7 ounces (3.827 kg) (unloaded), 9 pounds, 4.75 ounces (with sword bayonet)
Length   49 inches (124.5 cm)
________________________________________
Cartridge  .577/450 Boxer-Henry
Calibre   .577/450 Martini-Henry

Action - Martini Falling Block
Rate of fire - 12 rounds/minute
Muzzle velocity - 1,250 ft/s (380 m/s)
Effective range - 400 yd (370 m)
Maximum range - 1,900 yd (1,700 m)
Feed system - Single shot
Sights - Sliding ramp rear sights, Fixed-post front sights

Bu A.E.G.ın çalışma prensibi için de bir video...

Hot weather testing the Martini Henry rifle


Bu da Lever Action M1866 Winchester Tüfeği - Türk tipi (Winchesterin atası)





1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #7 : 25 Kasım 2011, 01:27:06 »
Savaş alanında bugün dünyanın en büyük Panorama sı yer almaktadır..


Yukarda Panoramada yer alan resimleri gördünüz.. 360 derecede savaşı 3 boyutlu olarak canlandırmaktadır..

Panorama Pleven


1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı madwolf

  • AIRBORNE
  • Üye
  • İleti: 1.052
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #8 : 25 Kasım 2011, 01:34:50 »
abi teşekkürler  ::app ::app ::app ::app

Çevrimdışı Rookie

  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 3.248
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 54
  • Hayat devam ediyor.. Anılar hala canlı..
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #9 : 25 Kasım 2011, 01:37:36 »
SON SÖZLER...

Eğer bu savunma savaşı hakkında detaylı ansiklopedik ve stratejik bir inceleme okumak isterseniz... Aşağıda bir doktora tezi var bu konuda..

http://www.belgeler.com/blg/t00/plevne-mudafaasi-the-defence-of-plevna

Plevne savunmasına ait bir film.. TURKİSH GAMBIT.. Rus bakış açısı hiç şüphesiz.. Ama Osmanlı-Rus savaşı hakkındaki tek film..
Google movie de ingilizce alt yazılı olarak filmin tamamı var..

The Turkish Gambit (English subtitles).


Incelemeyi yaparken okuduğum bir cümle.. "Eğer Amerikalılar Bastogne Savunması ile övünüyorlarsa, Türkler de Plevne ile gururlanmalılar.. Yenilmiş olsalarda.."

GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKAMAZ..

 ::turk ::turk ::turk ::turk ::turk




1st Sqd., 7Th Cavalry Reg, Air Mobile "Garry Owen"

Çevrimdışı Goksad

  • Alper Yeşilyurt
  • Kıdemli Üye
  • Üye
  • İleti: 308
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 23
    • Hayatıgüncelle
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #10 : 25 Kasım 2011, 01:47:41 »
Abi klavyeye yazı yazan ellerin dert görmesin mükemmel olmuş.
Beni her zaman duygulandıran bende çok ayrı yeri olan bir kahramanlık destanı.
Tekrar teşekkürler ::turk ::turk ::turk ::turk ::turk

Hürmet sana ey şan dolu sancağım
Baştan başa arza hakim ol şahım
Türk ordusu türk ordusu sayende
Sakarya'da kurtuldu şan otağım

http://hayatiguncelle.blogspot.com

Çevrimdışı Crowler

  • S.A.T
  • Üye
  • İleti: 736
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 35
  • two or three shots, one kill
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #11 : 25 Kasım 2011, 02:31:12 »
 ::app bir solukta okudum. ellerinize sağlık. kaybedilse de türk tarihinde destan olmuş bir savaş gerçekten. bu arada filmi insanlar beğenmiş, ben izlemedim ama keşke bizlerde yapabilsek kendi destanlarımızı konu eden böyle filmler, rus filmlerinden felan öğrenmemize gerek kalmasa ::turk...

Çevrimiçi cheshirepisi

  • Oktay D.
  • I N F E R N O
  • Üye
  • İleti: 7.782
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 33
  • This... is my boomstick!
    • I N F E R N O
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #12 : 25 Kasım 2011, 02:48:35 »
Eline, klavyene saglik Ezel Abim..
 ::app ::app ::app

Çevrimdışı kamçı13

  • kamçı13
  • Üye
  • İleti: 2.603
  • Cinsiyet: Bay
  • Yaş: 46
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #13 : 25 Kasım 2011, 07:05:17 »
 ::app ::app ::app ::app Ezel abi ellerinize sağlık ::turk ::turk ::turk ::turk ::turk
237/56.Dönem Eğirdir Dağ ve Komando Okulu
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Rüzgar kayadan sadece toz alır

Çevrimdışı exador

  • Fatih Akkılıç
  • I N F E R N O
  • Üye
  • İleti: 18.069
  • Yaş: 37
  • TA1AKK
  • Dernek Üyeliği: Üye
Ynt: Plevne Savunması
« Yanıtla #14 : 25 Kasım 2011, 09:03:19 »
süpersin ezel abi
kalbimdesin abi her zaman